Muğla’nın sahil kasabasında esnaf bir dondurmacının tercih edilme öyküsünü samimi dille bize aktaran filmi herkes en azından sloganıyla hatırlıyordur. Samimiyet, yerel kültürle satış ve pazarlama filmde de dondurmacıyı başarıya taşımıştı. İşte son dönemde de film kadar abartı olmasa da bunu görmeye başladık; metropollerde, tatil beldelerinde yerel lezzetiyle öne çıkan yavaş ve sessizce tercih edilen büyüme hikayeleri yazan çok sayıda dondurma markamız -dondurmacımız- var artık. Popüler alışveriş caddelerinde, bazen küçük bir köyün ya da tatil beldesinin içinde yerel lezzetin peşine düşen insanlar da azınlıkta değil artık…
Geleneksel üretimi sağlıklı, doğal içeriklerle birleştiren kaliteli malzemelerle lezzeti tutturan lokal markalarımız bizim yemek kültürümüzün ayrılmaz bir parçası hale gelen tatlımızı nasıl hepimizin tercihi haline getirdiler? Öze dönerken kendilerini nasıl bir pazarlama stratejisiyle farklılaştırdılar? Bu soruları sürdürülebilir başarıya sahip 2 lokal dondurma markasına sorduk…
Bodrum Mavi Dondurma Kurucu Ortakları Arzu ve Uğur Tüzün, sağlıklı ve doğal olmanın bir tercih sebebi olduğunu söylüyor ama altını çizdiği asıl mesele insanların birçok konuda olduğu gibi dondurmada da çocukluk anılarına duyduğu özleme ve lezzete geri dönme isteği yatıyor. Tüzün, “Endüstriyel tatlardan uzaklaşıp gerçek salep, mevsiminde meyve ve doğal malzemeyle yapılan dondurmanın farkını artık herkes biliyor. İnek, keçi sütü gerçek yerli salep ve yüzde 100 meyveden ürettiğimiz dondurmalarımızda gıda boyası, yumurta, süt tozu, aroma, glikoz-fruktoz kullanmıyoruz. Haliyle ‘Hangisini tercih edelim?’ diyen müşterimize ‘hepsini’ cevabını veriyoruz. Çünkü dondurma dolabımıza içimize sinmeyen hiçbir çeşidi koymuyoruz. Özel bir pazarlama stratejisi yerine dondurmamız kendisini anlatıyor. Eğer iyi bir şey üretiyorsanız nerede olduğunuzun önemi yok. Gerçek lezzetin peşine düşenler sizi buluyor. Dondurma artık sadece serinleten bir lezzet değil, bir anı bir hikaye” diyor…
Ballıbaba Dondurma Kurucusu Ali Karakuş da benzer duygunun altını çiziyor: ‘Öze dönme arzusu’… “Dondurmada lokalin, yerel lezzetin yükselişinin en önemli nedeni dondurma artık sadece serinletmiyor, ne yediğini bilmek, güvenmek, gerçek lezzeti tatmak istiyor insanlar. Mersin’in bereketli topraklarında yetişen meyveleri, Toroslardan gelen taze sütü kullanarak yaptığımız dondurmalarda biz bu arayışa karşılık veriyoruz. Aslında bu ilgi sadece dondurma ile de sınırlı değil; insan doğala, doğasına dönmek istiyor. Markamızda da Mersin’e ve ürünlerimize dair samimi bir hikaye anlatıyoruz. Kullandığımız meyveden süt üreticisine kadar şeffaf oluyoruz. Tadım etkinlikleri düzenliyor, yerel festivallere katılıyoruz. Çukurova’nın lezzetlerini dondurmaya dönüştürme hikayemize sahip çıkıyoruz. Mersin ve Adana’da şubelerimiz dışında Istanbul’da da fizibilite çalışmalarımız devam ediyor. Samimi hikayemizi mütevazı bir büyümeyle sürdürmek istiyoruz” diyor.