Lacoste, Avusturalya Açık Tenis Turnuvası’nda suyun üzerinde konumlanan yüzen tenis kortuyla sınırları yeniden çizdi. Markanın tenisle özdeşleşen DNA’sını sıra dışı bir deneyime dönüştüren bu proje, klasik sponsorlukların ötesine geçiyor.
Yüzen kort, yalnızca görsel bir şov değil; Lacoste’un tenis mirası ve yenilik denklemine verdiği net bir yanıt. Doğayla iç içe, şehir manzarasının ortasında konumlanan bu kurgu, yüksek paylaşılabilirlik, organik erişim ve ikonu mekâna dönüştürme stratejilerini tek bir projede buluşturuyor. Kortun yeşil zemininde yer alan timsah logosu ise markanın sahneyi nasıl sahiplendiğinin altını çiziyor.
Lacoste bu projeyle “kort nerede biter?” sorusunu soruyor; cevabı ise suyun üzerinde veriyor.
İçgörü:
Bu hamle, markaların artık yalnızca ürün değil anı ve deneyim sattığı yeni pazarlama döneminin güçlü bir örneği. Lacoste, tenisi bir spor dalı olmaktan çıkarıp yaşanabilir bir kültürel an hâline getirirken; sosyal medyada yankı yaratacak, medyada kolay çoğalacak ve markaya duygusal bağ kurduracak bir temas noktası yaratıyor.
