‘Kadınlar, Birlikte Üretiyor, Liderlik Yapıyor ve Toplumu Dönüştürüyor’

8 Mart 2026 16 Dakika Okuma

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki rolünü, liderlikteki etkisini ve iş dünyasına sağladığı katkıları BrandCorn’a taşıdık.

Kadınların üretimde, yönetimde ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü şekilde yer alması; sürdürülebilir kalkınma, kurumsal gelişim ve toplumsal ilerleme açısından büyük önem taşıyor.

BrandCorn olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında farklı sektörlerde görev alan kadın liderlerin görüşlerine yer verdik. İş dünyasında kadının konumu, karşılaşılan zorluklar ve geleceğe yönelik beklentiler üzerine değerlendirmelerde bulunan yöneticiler, kadınların iş hayatındaki etkisinin ve temsil gücünün giderek arttığına dikkat çekti.

TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin

Kadınlar şirketlerimizin birçok sürecinde önemli görevler üstleniyor ve çoğu zaman bu sorumluluklara gönüllü olarak talip oluyor. Dengeli karar alma becerileri, uzun vadeli bakış açıları ve güçlü iletişimleriyle görünmeyen emeklerini ortaya koyarak kurumlarının omurgasını oluşturuyor.

Ancak bununla birlikte kadınlar; erkek çocuk önceliği yaklaşımı, yetki devrinde cinsiyet önyargıları, aile içi roller ile iş hayatı sorumluluklarının iç içe geçmesi ve hem iş hem aile yükünü birlikte taşıma zorunluluğu gibi zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Bu engellerin liyakat ve doğru iletişimle azaltılabileceğine; gelecekte daha fazla eğitimli, küresel bakış açısına sahip, dijital dönüşümü benimseyen, yapay zekâyı etkin kullanan ve kurumsallaşmaya inanan daha fazla kadın liderin öne çıkacağını göreceğimize yürekten inanıyorum.

Türkiye’de Borsa İstanbul şirketlerinin yönetim kurullarındaki kadın oranı %19,4’ olarak görülüyor. MERSİS Aralık 2025 verilerine göre Türkiye’de aktif 2.507.631 şirket bulunurken CEO olarak görev yapan kadın sayısı 31, yönetim kurulu başkanı sayısı ise yalnızca 57 olarak kaydediliyor. Yönetici kademesindeki 1.452.000 kişinin yalnızca 227.000’i kadınken, 177 şirketin yönetim kurulları tamamen erkeklerden oluşuyor. Bugün rakamlar hâlâ sınırlı görünse de,  değişimin başladığını ve kadınların liderlikte daha güçlü yer alacağı bir geleceğin bizleri beklediğini düşünüyorum.

Bugün sahip olduğumuz hakların temeli, Mustafa Kemal Atatürk’ün bir ilki başararak bizlere kadınların ekonomik ve toplumsal hayata katılımını güvence altına alan reformlarına dayanıyor. 5 Aralık 1934’te ülkemizde kadınlara seçme ve seçilme hakkının tanınması, dönemi açısından son derece ileri bir adım olarak kabul ediliyor; nitekim aynı hak İsviçre’de ancak 1971 yılında tanınıyor. Böylesine vizyoner bir liderin mirasçıları olarak, yalnızca geçmişle gurur duymakla yetinmeyip; onun düşüncelerini bilim, akıl ve çağdaş değerler ışığında geleceğe taşımamız gerektiğine inanıyorum.

Avansas Pazarlama Müdürü Didem Erdoğan

Biz kadınlar yalnızca iş dünyasında değil; hayatın her alanında değer üretiyoruz. Üstlendiğimiz sorumluluklarla çoğu zaman görünmez kalan sistemleri iyileştiriyor, süreçleri daha kapsayıcı hale getiriyoruz. Pazarlama sektöründe uzun yıllardır aktif bir kadın lider olarak şunu gözlemliyorum: Kadınlar organizasyonlarda birleştirici bir rol üstleniyor, farklı bakış açılarını ortak hedeflerde buluşturuyor ve ekip iş birliğini güçlendiriyor. Stratejik bakışları ve detay odaklılıklarıyla projelerin kusursuz ilerlemesini sağlıyor, ekip performansına ve kültürüne değer katıyorlar.

Kadınların etkisi, şirketlerin yaklaşımıyla birleştiğinde gerçek potansiyeline ulaşıyor. Yetkinliği merkeze alan ve liderlik fırsatları sunan kurumlar yalnızca adil değil; aynı zamanda daha yenilikçi ve güçlü oluyor.

Avansas’ta kadın liderlerin karar mekanizmalarına daha fazla katılmasına alan açan bir kültür var. Sorumluluk almaları ve strateji üretmeleri için fırsat tanıyan bu yaklaşım; ekip iş birliğini güçlendiriyor, farklı bakış açılarını buluşturuyor ve sürdürülebilir büyümeyi destekliyor. Her gün fark yaratmak, potansiyeli ortaya çıkarmak ve birlikte büyümek, hem şirketimiz hem bizler için esas olan.

Bütem Metal Yönetim Kurulu Başkanı Merve Mollamehmetoğlu

Pazarlama sektörü, toplumsal dinamikleri en hızlı okuyan ve yönlendiren alanlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle kadının bu sektördeki yeri yalnızca bir istihdam meselesi değil, aynı zamanda temsil ve bakış açısı meselesi olarak değerlendiriliyor. Kadınların tüketici davranışlarını anlama, empati kurma ve çok boyutlu düşünme konusundaki güçlü yönleri, pazarlama stratejilerinin daha kapsayıcı ve gerçekçi olmasını sağlıyor. Kadın bakış açısının eksik olduğu kampanyaların çoğu zaman toplumsal tepkiyle karşılaşması tesadüf değil. Bu nedenle pazarlamada kadın temsili, markaların sürdürülebilirliği açısından kritik bir unsur.

Kadınların sosyal ve kültürel projelerde üstlendikleri liderlik rolleri ise dönüşümün en görünür alanlarından biri. Kadın liderler, genellikle katılımcı, kapsayıcı ve toplumsal fayda odaklı bir yönetim anlayışı benimsiyor. Bu yaklaşım, özellikle eğitim, çevre ve toplumsal eşitlik projelerinde daha kalıcı sonuçlar doğuruyor. Kadınların karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması, projelerin yalnızca hedef kitleye değil, toplumun tüm kesimlerine dokunmasını sağlıyor.

Ekonomik bağımsızlık ise kadınların güçlenmesinin temelini oluşturuyor. Gelir elde eden, finansal kararlarını özgürce verebilen kadınlar yalnızca kendi yaşamlarını değil, aile yapısını ve dolayısıyla toplumu dönüştürüyor. İş gücüne katılım oranlarının artması; çocukların eğitimine, sağlığa ve sosyal refaha doğrudan olumlu katkı sağlıyor. Dolayısıyla ekonomik özgürlük, kadınların sosyal hayatta daha görünür ve etkili olmasının da önünü açıyor.

Şirketler açısından bakıldığında ise, çalışan kadın sayısının artması ekip performansını belirgin şekilde etkiliyor diyebiliriz. Çeşitlilik içeren ekipler daha yaratıcı, daha çözüm odaklı ve daha esnek oluyor. Farklı bakış açıları, risk yönetiminde daha dengeli kararlar alınmasını sağlıyor. Ayrıca kapsayıcı bir şirket kültürü, çalışan bağlılığını ve kurumsal itibarı güçlendiriyor. Sonuç olarak kadınların iş dünyasında daha fazla yer alması yalnızca eşitlik meselesi değil; verimlilik, sürdürülebilirlik ve toplumsal gelişim açısından stratejik bir gereklilik.

LUFIAN Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Filiz Bozkan

Kadın liderlerin iş dünyasına farklı bir bakış açısı ve güçlü bir denge getirdiğine inanıyorum. Genelde daha kapsayıcı, iletişime açık ve ekipteki potansiyeli ortaya çıkaran bir liderlik anlayışıyla hareket ediyorlar. Bu yaklaşım sadece iş sonuçlarını değil, aynı zamanda ekip içinde güven ortamının oluşmasını ve sürdürülebilir bir başarı kültürünün gelişmesini de destekliyor. Liderlik anlayışının hızla değiştiği günümüzde, kadınların bu dönüşümde önemli bir rol üstlenmesi gerçekten çok kıymetli. Buna ek olarak, sosyal ve kültürel projelerde aktif rol alması da toplumsal gelişim açısından oldukça önemli. Kadınlar çoğu zaman toplumsal ihtiyaçları daha yakından gözlemleyebiliyor ve bu ihtiyaçlara daha duyarlı çözümler geliştirebiliyor. Bu nedenle kadınların öncülük ettiği sosyal sorumluluk projeleri genellikle daha kapsayıcı ve sürdürülebilir oluyor. Eğitimden sanata, çevreden toplumsal dayanışmaya kadar pek çok alanda kadınların liderliği toplum için gerçekten güçlü bir katkı sağlıyor.

Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi de toplumların gelişimi açısından büyük bir dönüştürücü güç. Bir kadın ekonomik olarak bağımsız olduğunda, kendi hayatıyla ilgili kararları çok daha özgür ve güçlü bir şekilde alabiliyor. Bu durum aynı zamanda fırsat eşitliğinin de daha fazla güçlenmesine katkı sağlıyor. İş hayatında daha aktif olmaları sadece bireysel başarı hikayeleri yaratmakla kalmıyor; aynı şekilde aileden eğitime, toplumsal refahtan ekonomik gelişime kadar pek çok alanda olumlu bir etki yaratıyor. . Kadın çalışanların ekiplerde daha güçlü şekilde yer alması, farklı bakış açılarını bir araya getiriyor ve bu sayede karar alma süreçlerini daha dengeli hale getiriyor. . Farklı deneyimlerin ve perspektiflerin olduğu ekiplerde yaratıcılık, problem çözme ve iş birliği de doğal olarak güçleniyor. Dolayısıyla, bu durum hem ekip performansını artırıyor hem de şirketlerin daha güçlü ve sürdürülebilir bir kurum kültürü oluşturmasına yardımcı oluyor.

MARS CMO’su Elif Sükan Sönmez

8 Mart, kadınların hayatın her alanındaki emeğini ve katkısını görünür kılmak için önemli bir hatırlatma. Kadınlar bugün iş hayatında yalnızca çalışan değil; karar alan, yön veren ve dönüştüren aktörler olarak yer alıyor. Aile içinde üstlendikleri sorumluluklarla profesyonel yaşamı dengeleyebilen kadınların varlığı, kurum kültürlerini daha kapsayıcı ve sürdürülebilir kılıyor. Çocuklarımız için kurduğumuz hayallerde de bu dengeyi ve eşitliği örneklemenin kıymetli olduğuna inanıyorum.

Finans dünyası da bu dönüşümden payını alıyor. Kadınların finans sektöründeki artan temsili; risk yönetiminden müşteri deneyimine, stratejik kararlardan inovasyona kadar pek çok alanda daha bütüncül bir bakış açısı sağlıyor. Kadınların ekonomik hayata güçlü katılımı, yalnızca bireysel kariyer yolculuklarını değil, toplumsal kalkınmayı da destekliyor.

Teknoloji ve dijitalleşme ise kadınlar için yeni fırsat alanları açıyor. Coğrafi sınırların ortadan kalktığı, esnek çalışma modellerinin yaygınlaştığı bu yeni düzende kadınlar; finans ve yazılım gibi alanlarda daha görünür ve etkili roller üstlenebiliyor. Biz de MARS’ta bu dönüşümün bir parçası olarak, kadınların teknoloji ve finans ekosisteminde daha fazla yer almasını desteklemeyi önceliklendiriyoruz. 8 Mart’ı, bu ilerlemenin güçlenerek devam etmesi için bir motivasyon günü olarak görüyorum. 


Bulutistan Kurumsal İletişim ve Pazarlama Kıdemli Müdürü Hande Önder

Teknolojinin hızla dönüştürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Bulut, yapay zeka ve veri odaklı sistemlerle şekillenen bu dönüşümün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda kültürel bir değişimi de beraberinde getirdiğini görüyoruz. Bu kültürel dönüşümün merkezinde ise kadın liderlerin etkisi giderek daha görünür hale geliyor. İş dünyası değişirken kurumların topluma yaklaşımı da dönüşüyor ve bu dönüşümde iletişimin gücü belirleyici bir rol oynuyor.

Tam da bu noktada kurumsal iletişim ve pazarlama yalnızca marka değeri üretmekle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda toplumsal etki alanı da yaratıyor. Kadın liderlerin sosyal sorumluluk projelerinde üstlendiği öncü rol, şirketleri yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk taşıyan güçlü aktörler haline getiriyor. Sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda başlıklarında kadınların liderliği, iş dünyasının dönüşüm hızını artıran önemli bir güç olarak öne çıkıyor. Kadının ekonomik bağımsızlığı yalnızca bireysel bir kazanım olmuyor; toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden birini oluşturuyor. Finansal özgürlük kadınların karar alma gücünü artırıyor, özgüvenlerini pekiştiriyor ve yeni nesiller için güçlü rol modeller ortaya çıkarıyor. Çalışan, üreten ve yöneten kadın sayısının artması daha adil, daha dengeli ve daha sürdürülebilir bir ekonomik yapının oluşmasına katkı sağlıyor.

Çeşitlilik ise inovasyonun en güçlü tetikleyicilerinden biri olarak öne çıkıyor. Farklı bakış açıları daha yaratıcı çözümler ortaya koyuyor, ekip içi empatiyi güçlendiriyor ve performansı artırıyor. Kadın çalışan sayısının artması iş birliği kültürünü güçlendiriyor, iletişim kalitesini artırıyor ve kurumsal bağlılığı olumlu yönde etkiliyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün tüm kadınların potansiyelini özgürce ortaya koyabildiği bir geleceğe katkı sunmasını diliyorum.

Görgülü Plus İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Selda Görgülü

İnşaat gibi dinamik ve sahada güçlü varlık gerektiren bir sektörde kadınların her geçen gün daha görünür ve etkili olmasından büyük gurur duyuyorum.

Pazarlama alanında kadının yeri özellikle dikkat çekici. Kadınların güçlü iletişim becerileri, yüksek ikna kabiliyeti, detaylara verdikleri önem ve estetik bakış açıları, markaların doğru konumlandırılmasında ve sürdürülebilir başarı elde etmesinde önemli rol oynuyor.

Bununla birlikte sosyal ve kültürel projelerde kadın liderliği, toplumsal gelişimin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Kadınların duygusal zekâsı, farkındalığı ve çözüm odaklı yaklaşımları projelere sürdürülebilirlik kazandırıyor;  aynı zamanda hem lider hem de rol model olarak gelecek nesillere ilham veriyorlar. Ekonomik bağımsızlıkları ise yalnızca bireysel bir kazanım değil, toplumsal kalkınmanın anahtarı olarak görülüyor.  Ekonomik özgürlüğe sahip kadınlar, daha güçlü aileler ve daha bilinçli toplumlar oluşmasına katkı sağlıyor. Bu da refah seviyesinin ve eğitim düzeyinin yükselmesine doğrudan etkiliyor.

Öte yandan, çalışan kadın sayısının artmasının ekip performansına ve şirket büyümesine etkisi de oldukça fazla. İnşaat sektörü genellikle erkeklerin yoğun olduğu bir alan olarak bilinse de, kadın çalışan sayısının artmasının sahada ve ofiste çok olumlu etkilerini her geçen gün daha net görüyoruz. Kadınların ekip içindeki dengeleyici yaklaşımı, iletişimi güçlendirmesi ve farklı bakış açıları sunması ekip ruhunu ciddi anlamda destekliyor.

Kendi şantiyelerimizde de bunu net bir şekilde deneyimliyoruz. Kadın bakış açısı hem iş yapış şeklimize hem de ekip içi uyuma katkı sağlıyor. Bu çeşitliliğin, sadece günlük işleyişte değil, uzun vadede şirketimizin sürdürülebilir büyümesine de katkı sunduğuna inanıyoruz.

Bu vesileyle; emeğiyle, cesaretiyle, üretkenliğiyle hayatın her alanında değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşitlik ve fırsat adaletinin güçlendiği bir gelecek diliyorum.

BrandCorn Kurucu Ortağı Berna Karaloğlu

Pazarlama dünyası her geçen gün değişmeye ve yenilenmeye devam ediyor. Ve bu değişimin en önemli itici güçlerinden birinin kadınların yaratıcılığı, yapıcılığı ve birleştirici bakış açısı olduğuna inanıyorum.

Kadınlar pazarlama sektöründe yalnızca yönetici ya da çalışan olarak değil; fikir üreten, hikâye kuran ve markalara anlam kazandıran yaratıcı güç olarak öne çıkıyor. Empati kurma yeteneği, çok boyutlu düşünme becerisi ve insan davranışını derinlemesine anlama kabiliyeti, kadınların pazarlamada fark yaratan liderler olmasını sağlıyor.

Kadınların sosyal ve kültürel projelerde üstlendiği liderlik rolü de markaların toplumla kurduğu ilişkiyi daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir hale getiriyor. Çünkü kadınlar çoğu zaman yalnızca büyümeyi değil; birlikte büyümeyi, yalnızca kazanmayı değil; değer yaratmayı önceliklendiriyor.

Ekonomik bağımsızlığını kazanan kadınların artması ise yalnızca bireysel başarı hikâyeleri anlamına gelmiyor. Bu durum aynı zamanda toplumun dönüşümünü hızlandıran en önemli dinamiklerden biri. Kadınların üretimde, girişimcilikte ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması; daha dengeli, daha yenilikçi ve daha dayanıklı bir ekonomi yaratıyor.

Araştırmalar da gösteriyor ki kadınların aktif olduğu ekipler daha yaratıcı, daha uyumlu ve daha yüksek performanslı oluyor. Çünkü kadınlar rekabetten çok iş birliği, ayrışmadan çok birliktelik yaratma eğilimi taşıyor.

BrandCorn’un Kurucu Ortağı olarak, bugün kadınlardan oluşan güçlü bir ekiple çalışıyor olmak benim için ayrı bir mutluluk ve ilham kaynağı. Birlikte üretmenin, birbirimizi desteklemenin ve ortak bir vizyon etrafında değer yaratmanın ne kadar dönüştürücü olabileceğini her gün yeniden görüyorum.

İnanıyorum ki kadınların pazarlama ve yaratıcı endüstrilerde daha görünür olması sadece sektörün değil, toplumun da geleceğini şekillendirecek en güçlü dönüşüm dalgalarından biri olacak.

Faydalı Bulduysan, Paylaşman Yeterli Olur.
Paylaş
e-Bülten'e Ücretsiz Abone Olun!