Araştırma şirketi Acas çok konuşulan bir ankete imza attı. Acas’a göre, çalışanların üçte birinden fazlası ( yüzde 35), patronların kademe yöneticileri şirkette nöroçeşitliliği destekleme konusunda yeterince eğitmediğini düşünüyor. 1.000 çalışanla yapılan ankete göre, katılımcıların yalnızca yüzde 32’si şirketlerinin yöneticileri nöroçeşitlilik gösteren çalışanlara uygun düzenlemeler yapma konusunda etkili biçimde eğittiğini düşünüyor.
Buna karşılık yüzde 35’i işverenlerinin bu konuda etkisiz olduğunu belirtirken, bu grubun yüzde 18’i şirketlerini ‘çok etkisiz’ olarak tanımladı. Ankete katılanların yüzde 32’si ise işverenlerinin nöroçeşitli çalışanları destekleme konusunda ne kadar etkili olduğunu bilmediğini söyledi. Bu durum, iş yerlerinde nöroçeşitlilik konusunda bilgi ve farkındalık eksikliği olabileceğine işaret ediyor. Acas Kapsayıcı İş Yeri Stratejisi ve Politika Başkanı Julie Dennis, sonuçların endişe verici olabileceğini belirterek şöyle konuştu: “Bu veriler, nöroçeşitliliğe sahip çalışma arkadaşlarını destekleme ve bu desteği iş yeri politikaları ile eğitimlerin merkezine koyma konusunda ciddi bir bilgi eksikliğine işaret ediyor. Nöroçeşitli çalışanları desteklemek aslında basit ve maliyet açısından uygun olabilir. Bu yaklaşım her işletmenin ayrılmaz bir parçası olmalı. Herkesin gelişme fırsatı bulduğu bir ortamda, işletmeler de gelişir.”
Dennis ayrıca Acas’ın işverenlere nöroçeşitlilik konusunda farkındalık yaratma, kapsayıcı ve hassas bir yaklaşım geliştirme ve yasal çerçeve içinde yönetim sağlama konusunda eğitim ve rehberlik sunduğunu belirtti. Nöroçeşitlilik, insanların beyinlerinin çalışma ve bilgiyi işleme biçimlerindeki doğal farklılıkları ifade ediyor. Yaygın nöroçeşitlilik türleri arasında DEHB (ADHD), otizm, disleksi ve dispraksi gibi nörogelişimsel durumlar yer alıyor.
İşverenin, bir çalışanın dezavantajını azaltmak veya ortadan kaldırmak için yaptığı değişiklikler pozitif ayrımcılık değil günümüz dünyasında artık bir sorumluluk haline geldi.
“Bilişsel Çeşitlilik Fark Yaratır”
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Türkiye Yetkinlik Akademisi Kurucusu Rana Kaplan konunun İK hassasiyeti gibi görülmesinin yanlış olduğunu belirtiyor. Kaplan; “ Nöroçeşitlilik bugün hâlâ çoğu şirkette yanlış yerde tartışılıyor. Konu çoğu zaman bir “İK hassasiyeti” olarak görülüyor. Oysa mesele kapsayıcılık değil; organizasyonel tasarım meselesi. Acas araştırması bu kör noktayı açık biçimde gösteriyor. Çalışanların önemli bir kısmı yöneticilerin nöroçeşitlilik konusunda yeterince eğitilmediğini düşünüyor. Bu yalnızca bir eğitim eksikliği değil, kurumsal düşünme biçimindeki bir boşluğa işaret ediyor. Türkiye’de birçok kurum hala tek tip çalışan modeline göre tasarlanmış sistemlerle çalışıyor. Gürültülü açık ofisler, kesintisiz toplantı kültürü ve tüm roller için aynı yetkinlik setlerinin kullanılması, farklı bilişsel çalışma biçimlerine sahip çalışanlar için görünmez bariyerler yaratıyor.Bu yüzden nöroçeşitliliğe sahip çalışmalar derin odak → disiplin sorunu, farklı iletişim → uyumsuzluk, ayrıntı hassasiyeti → yavaşlık konularında sıklıkla eleştiriliyor. Oysa modern organizasyon psikolojisinin söylediği çok net; bilişsel çeşitlilik inovasyon üretir “diyor.
Kaplan, “Bugün dünyanın en rekabetçi kurumları nöroçeşitliliği bir kapsayıcılık projesi olarak değil; stratejik yetenek yönetimi meselesi olarak ele aldığını belirterek sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Mesele çalışanları değiştirmek değildir. Mesele, farklı zihinlerin değer üretebildiği sistemleri kurabilmektir. Liderlik tanımı hızla değişmektedir. Soru artık çalışanların sisteme nasıl uyum sağlayacağı değildir. Asıl soru şudur: Sistem, farklı zihinleri taşıyabilecek kadar akıllı tasarlanmış mıdır?”