Stresle mücadele günümüzde pek çok çalışanı kronik hasta haline getirdi. Bununla birlikte kadın çalışanların doğum sonrası yaşadığı komplikasyonlar, menopoz süreci, covidin insan sağlığında yarattığı kalıcı tahribat iş yerleri için önemli bir başlığı ‘çalışan sağlığını’ son dönemde hep gündem tutuyor.
Microsoft, Vodafone, Nvidia gibi büyük ölçekli global şirketler bu konuda iş yerlerinde çözümler üretseler de hükümetlerin, belediyelerin hatta sivil toplum kuruluşların daha kapsayıcı çözümler geliştirmesi hep tartışılıyor. Almanya, Hollanda ve Kuzey Avrupa ülkeleri bu konuda gelişme göstererek çalışanlar için iş yerinde önleyici sağlık paketleri açıklıyorlar.
Dünyanın genelinde ise derin bir sessizlik var, bu sessizliği geçtiğimiz ay İngiltere bozdu! İngiltere’nin girişimi İK dünyasında daha büyük bir dönüşümün de işaretini veriyor. Şirketlerin yıllardır takip ettiği çalışan bağlılığı, çalışan deneyimi, turnover ve yetenekleri elde tutma göstergelerine artık sağlıklı çalışanı iş hayatında tutabilme kapasitesi de ekleniyor. Bu bakış açısıyla çalışan sağlığı, yalnızca sağlık sigortası, spor salonu üyeliği ya da wellness programlarından oluşan bir yan hak paketinin ötesine geçiyor.
Yeni dönemde İK’nın başarısı, çalışan hastalandığında sunduğu destek kadar çalışanın sağlık problemi nedeniyle organizasyondan kopmasını ne kadar erken önleyebildiğiyle de ölçülebilir. İngiltere’nin 212 milyar sterlinlik ekonomik kayba karşı geliştirdiği yeni modelde çalışanı elde tutmanın yalnızca kariyer ve ücret politikasıyla ilgili olmadığı kabul ediliyor. Sağlığı da yetenek yönetiminin bir parçası haline getiriyor.
Yeni sistemin İK açısından en önemli tarafı yaklaşım değişikliği. Bugüne kadar birçok şirkette çalışan sağlığı politikaları ağırlıklı olarak hastalık izni, uzun süreli devamsızlık ve sonrasında işe dönüş süreçleri üzerinden yönetiliyordu. İngiltere’nin geliştirdiği model ise müdahaleyi daha erkene çekiyor. Başka bir ifadeyle yeni soru, “Çalışanı hastalık izninden sonra nasıl işe döndürürüz?” değil, “Çalışanın iş hayatından kopmasını nasıl önleriz?” Bu nedenle işverenlerden sağlık sorunlarının erken fark edilmesi, çalışma koşullarının çalışanların ihtiyaçlarına göre düzenlenmesi, daha kapsayıcı işyerlerinin oluşturulması ve gerektiğinde çalışan için kişiselleştirilmiş destek mekanizmalarının devreye alınması bekleniyor. Şu anda 200’den fazla kuruluş yeni modeli test ediyor, her kuruluş da kendi özel ihtiyaçları çerçevesinde planlar geliştiriyor.
Liverpool çalışanların işe dönüş planları üzerinde çalışılırken, Hull bölgesinde özellikle KOBİ’lerin büyük şirketler gibi uygun maliyetli iş sağlığı hizmetlerine erişebilmesi için ortak satın alma modelleri test ediliyor. South Yorkshire’da ise bağımsız vaka yöneticilerinin şirketlerin içinde çalışarak sağlık sorunu yaşayan çalışanları desteklemesi üzerinde duruluyor.
Avrupa’da yaşlanan nüfus sağlık sorunlarıyla boğuşurken aynı zamanda şirketlerin bu çalışanlardan verim alması giderek zorlaşıyor. Bu nedenle devletin de desteğiyle kapsayıcı çalışan sağlığı projelerine destek sunmaya başladılar. Şirketlerin sürece daha aktif dahil edilmesiyle bir devir sona eriyor diyebiliriz.
İK için artık ‘çalışan sağlığı’ kariyer yönetimi ve işe alım süreçlerinin ayrılmaz parçası haline geliyor.