Son dönemin en çok konuşulan markalarından biri cesur ve biraz da riskli pazarlama kampanyaları yapan Adidas. Adidas CEO’su Bjorn Gulden’in ifade tarzıyla “Marka cazibesini yeniden kazandı” denilebilir. İkinci çeyrekte dünya genelinde yüzde 12’lik büyüme ve yine ikinci çeyrek gelirlerindeki artış, yapılan pazarlama yatırımlarının da olumlu etkisini gözler önüne seriyor.
Peki Adidas ne yaptı da bu başarıya imza attı?
Pazarlama stratejileri açısından sorulması gereken en doğru soru bu sanırım.
Marka öncelikle kapsayıcılığı ön planda tuttu. Futbolun yavaş yavaş erkek oyunu olmaktan çıktığını görerek kadın futboluna yatırım yaptı, söylemlerini eşitlikçi, kapsayıcı ama hep yaratıcı tonda tuttu. Yerelleşmenin son dönemde önem kazanmasıyla birlikte pazarlara özgü makro-mikro stratejiler geliştirdi. Bunun en güzel örneğini Fenerbahçe ile anlaşmasında görmek mümkün oldu. Forma lansmanını farklılaştırması, formayla sınırlı kalmayıp ürün çeşitliliğini sağlaması oyunu da büyük kurmasına sebep oldu. ‘Süperstar’ gibi ikonik serilerde dozunda, yerinde ünlü kullanımı markayı rakiplerinden ilk ve ikinci çeyrekte öne çıkardı.
İçgörü:
Günümüzde markalar yalnızca kaliteli ürünler ya da rekabetli fiyatlarla değil, tüketiciyle duygusal kırılma yaratan algı ile öne çıkıyorlar. Adidas’ın ikinci çeyrek büyümesinde ürün inovasyonun yanı sıra yankı uyandıran pazarlama girişimleri de oldukça etkili oldu. Hedef kitlesinde sadece ürüne değil markaya dair bir his uyandırmayı başardı!