Markalar için geri dönüşüm ve sonrasında sisteme farklı bir ürün olarak kazandırılan ileri dönüşüm iş modellerinin önemli bir parçası haline geldi. Sürdürülebilirlik ekosistemi içinde çok sayıda marka eski ürünlerine sahip çıkıyor ve bu süreçte tüketicisiyle bağ kuruyor. Marka; “Eski ürünün de değerli ve ben bunu önemsiyorum” mesajını doğrudan tüketicisine veriyor. Nespresso’nun kapsülleri toplaması, Starbucks’ın kahve atıklarını değerlendirmesi gibi çok sayıda örnek sayılabilir. Ama son dönemde bu süreçte tüketicinin marka ile bağını daha da kuvvetlendiren stratejiler geliştirilmeye başlandı. En yakın örneği şehirli insanın önemli bir aksesuarı haline gelen ‘Stanley’ markasında görüyoruz.
Stanley bu hafta ‘geri alım programı’ başlattı. Hayat boyu dayanıklılık vaat eden marka, kullandıkları paslanmaz çelik ürünlerini ücretsiz geri gönderebilecekleri geri alım programı sunuyor. Müşteriler, Stanley 1913 web sitesi üzerinden ürünlerini kaydettirip ücretsiz kargo etiketi ya da QR kodu alarak eski ürünlerini markaya iade ediyorlar. Her ürün karşılığında da yeni alışverişlerinden 5 dolar kazanabiliyorlar. Program çerçevesinde çevreyi koruyan bir derneğe de her tüketici başına 5 dolar bağış yapılıyor.
Tüketiciyle bağ kurarak marka stratejisi geliştirmenin en doğal yolunu sunan Stanley gibi markaların sayıları da artıyor. Timberland, Crocs, H&M, The North Face gibi markalar ikinci el, ürün iadesi gibi alanlarda çalışmalar yürütüyor, yeni deneyimlerin kapısını aralıyorlar.