2025 yılının ekonomik belirsizlikleri 2026 yılına da yansıdı. Koşulların dalgalı olduğu piyasada bu sefer ibre işverenlerden yana! İK Danışmanlık şirketi Robert Half’in Direktörü Robert Hosking’e göre ‘denge işverenler lehine’ kaymış durumda. Hosking, şirketlerin pandemi sonrası dönemin agresif işe alım dalgalarından uzaklaşarak, yüksek talep gören spesifik becerilere odaklanan ‘hassas işe alım’ yaklaşımına yöneldiğini söylüyor.
Bu yıl işe alım iştahı yeniden artsa bile, kimse pandemi sonrası dönemde yapılan hataları tekrarlamak istemiyor. Uzmanlara göre şirketler, gereğinden fazla işe alım yapmanın bedelini bir kez daha ödemeye niyetli değil.
Gartner İnsan Kaynakları Araştırmaları Direktörü Jamie Kohn ise temkinli duruşun devam ettiğini belirtiyor. Uzman, “Ekonomik tabloyu herkes yokluyor. Bu yüzden işe alım konusunda ciddi bir tereddüt var. Ancak işlerin yapılması gerekiyor ve 2026’ya dair işe alım trendleri, tam da bu baskının bir yansıması” diyor.
İşverenlerin güçlü olduğu bu yılın ik piyasasında işe alım yöneticileri genellikle geniş bir aday havuzundan seçim yapma avantajına sahip. Şirketler artık daha fazla başvuru alıyor. Buna rağmen; daha nitelikli adaylar gelmiyor. Bunun bir sebebi de; yapay zekânın etkisiyle iş arayanlar, özgeçmişlerini iş ilanlarıyla birebir örtüşecek şekilde kolayca uyarlayabiliyor. Bazı başvurular doğrudan botlar tarafından yapılıyor. Hatta kimi yazılımlar, gerçek kişilerin bilgilerini kullanarak, o kişilerin haberi bile olmadan iş başvuruları gerçekleştiriyor. Gerçekten güçlü aday başvuruları yapay zekâ tarafından üretilmiş diğer başvurular kadar iyi görünmediği gerekçesiyle otomatik olarak elenebiliyor. Yapay zekanın insan kaynaklarında bu kadar etkin olması sürecin yönetimini de karmaşıklaştırdı.
Tüm bu gelişmeler, yüz yüze mülakatların değerini her zamankinden daha fazla artırmış durumda. Özellikle davranış bazlı mülakat soruları bir adayın gerçek yetkinliklerini ve potansiyelini değerlendirmek için en etkili yöntemlerden biri haline geldi.